Kongre Sorunu
07/07/2020
İstanbul Üniversitesi Astronomi ve Uzay Bilimleri bölümünün kurucusu Prof. Dr. NÜZHET GÖKDOĞAN
07/07/2020

Çoklu Evrenler

Birbirine yakın zamanlarda önünüze çıkan seçeneklerde, tercih yapmakta zorlandınız mı? Yakın zamanlarda hem ülkenizde çok ciddi bir terfi aldınız, hem yurt dışında istediğiniz iş oldu. Tercihiniz sizi nereye götürürdü? Hazırsak biraz ‘Çoklu Evrenler’ konuşalım.

Matematik olasılık konusunu hatırlayın. Birden fazla nesnenin dizilimlerini hesapladığımız… Evreni oluşturan atomlar arasında da tıpkı bu şekilde bir dizilim söz konusu.

Atomların dizilimleri arasındaki ihtimaller incelendiğinde, dizilimlerin birbirine benzeyen bir kısımları olabilir. Birbirine benzer atom dizilimleri başka bir evrende sizden bir tane daha olduğu anlamına gelebilir.

Evrene ve Dünya’ya dair oluşum süreçleri hala gizemini koruyor. Birçok bilim insanı sorulara yanıt ararken, 1957 yılından beri Çoklu Evrenler kavramı sorgulanıyor. Büyük Patlama (Big Bang) sırasında bizim evrenimiz dahil aynı anda milyarlarca evren ortaya çıkmış olabilir.

Big Bang sırasında oluşan şişme sürecinin sonsuza kadar devam edeceği güçlü teorilerden biri. Bu şişme süreci devam ediyorsa, yeni evrenlerin oluşumu da devam ediyor olabilir. Bu durum Bubble Multiverse olarak adlandırılıyor.

Bu çoklu evren teorisinin önemli bir kısmını da sicim teorisi oluşturuyor. Teoriye göre evren bölünmeyecek kadar küçük parçacıklardan değil, sicimlerin (tel) titreşerek farklı dalga boyları oluşturmasıyla meydana geldi.

Ovrut, Steinhardt, Turok gibi fizikçiler bu kuramı, sonsuz sayıdaki zar evrenin birbirleri ile çarpışması sonucunda Big Bang’in oluştuğu ve genişlemeye başladığı şeklinde yorumladı. Bunun dışında farklı çoklu evrenler teorileri de bulunuyor.

Beyond the Horizon, Fecund Multiverse, Oscillating Big Bang, Ekpirotik, Cyclic Patch Multiverse ortaya atılan çoklu evren teorilerinden bazıları. Birlikte, bir karadelikten yeni evrenler oluşturalım mı?

Karadeliklerin kütlesinin çok büyük olduğunu biliyoruz, içinde bezelye tanesi büyüklüğünde bir tekillik olduğunu hayal edelim. Bu bezelye tanesinde kütleçekimin sonsuz olması gerekir. Sonsuz kütleçekime sahip bezelye çökerken, karadelikte bir yırtık oluşturur.

Karadeliğin kendi olay ufkunda yoğunluk artmaya ve kütleçekimden dolayı gök cisimleri, madde, ışık kaçamamaya başlar. Diğer tarafında ise oluşan yırtılma sonucunda yeni doğan evren hızla büyümeye ve bir balon gibi şişmeye başlar.

Bir teoriye göre karadeliğin ucunda oluşan evren, karadeliğin içine çektiği madde ile beslenerek büyük ve genişler. Bu yolla birden fazla birbirine bağlı evren oluşabilir ve bu evrenlerdeki fizik kuralları bizimkinden farklılık gösterebilir.

Sonrasında ise karadeliğin öldüğünü, arkasında yeni bir evren bıraktığı düşünülebilir. Bu olayı balon şişirmek için kullanılan aparatlara benzetebiliriz. Bu bir teori ve henüz bir kanıtı yok.

Sonrasında ise karadeliğin öldüğünü, arkasında yeni bir evren bıraktığı düşünülebilir. Bu olayı balon şişirmek için kullanılan aparatlara benzetebiliriz. Bu bir teori ve henüz bir kanıtı yok.

Öte yandan oluşan diğer evrenlerde fizik kurallarının bizim evrenimiz ile tutarlı olması, burada gerçekleşen olayların başka evrenlerde de gerçekleşeceğini gösteriyor. Bu durumu Stephen Hawking son makalesinde belirtti.

Diğer evrenlerin (farklı teorilerle olsa da) oluşması fikrine daha yakınsak, oralarda nelerin gerçekleşebildiğini düşünelim. Birbiri içine geçmiş dört balon olduğunu hayal edelim.

En içte bulunan balonda farklı evrenlerin bulunmadığını ama ‘olasılık’ nedeniyle aynı evrende tekrara düşen benzer sistemlerin varlığını söyleyebiliriz. Örneğin, Güneş sistemimiz benzeri bir sistem farklı bir galaksi içerisinde yer alsın, ben o Dünya’da astronotmuşum mesela…

Bir üstteki balona geçtiğimizde farklı bir evrenle karşılaşıyoruz, bu evrende fizik kuralları benzese de işleyişleri tamamen benzer olur mu bu bir olasılık. Bu evrende de tıpkı Rick and Morty’deki animasyonlar gibi herşey aynı anda, aynı şekilde olacak.

Üçüncü balona geldiğimizde önümüze çıkan seçenekler sonucu verdiğimiz kararlar yeni bir yaşam sunuyor ve her bir seçenek sonunda farklı bir kopya oluşarak, farklı sonuçlanıyor. Bu evrende aynı fizik kuralları geçerli, burada sadece ileriye doğru zaman yolculuğu mümkün.

Bu noktada Schrödinger’in kedisinden de söz etmek isterdim ama mart ayı okumam olan bu kitabı bitirmeden yazmak istemedim. Bunu başka bir yazıda yazacağım.

Dördüncü balona geldiğimizde bilgilerin ışığında fizikçilerin hayal ettiği süper spekülatif çoklu evren söz konusu. Evrenlerin uzaylı ırkı tarafından simülasyonlarla yönetildiği bir model.

Birden fazla söz edilen çoklu evrenlere fizik açısından bakıldığında, Tegmark dört tür sınıflamış. 1.Tür evren modelinde Big Bang ile birlikte ortaya çıkış ve fizik yasalarına uyum söz konusu. 2.Tür evren modelinde Big Bang sonrası oluşan şişme kuramı ile ortaya çıkış söz konusu.

Tür evren modelinde Everett’in kuantum fiziği önermeleri ile farklı evrenler oluşmuş ve 11 boyutlu uzay- zaman yapısında sicim kuramları da desteklenmekte. 4. Tür evren modelinde ise fizik yasaları tamamen farklı olmakla birlikte ‘matematiksel evren’ olarak da adlandırılır.

Peki çoklu evrenlere dair hiç ipucu yok mu? Evrenin büyümesi devam ettikçe, farklı oluşan evrenler teorisi bunun için bir ipucu. Tamamen teori halinde…

Bunun dışında, ‘kozmik mikrodalga arka plan ışıması (CMB)’ ile elde edilen ısı farklılıkları verileri sonucunda güney yarımküredeki gökyüzünde bir bölge tespit edildi. ‘Soğuk leke’ denilen bu bölgede başka bir evrenle çarpışma yaşanmış olabileceği ihtimaller arasında.